‘Deri’n rekabet

Hamide HANGÜL

Kalifiye işçi açığı ve maliyet artışlarıyla boğuşan deri konfeksiyon sektörü, küresel arenada yaşanan suni ürün ve ucuz fiyat rekabetiyle karşı karşıya. Deri sektöründe yaşanan gelişmeleri, ihraç pazarlarını ve hedeflerini konuştuğumuz Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Başkanı Fatih Dursun, sektörde nitelikli işçi yetişmediğini, işverenlerin fedakârlıkta bulunarak elindeki işçiyi tutmaya çalıştığını, emeklilikle memleketine giden işçiyi sektöre kazandırma şansının zor olduğuna işaret ederek, “Bu kapasite kaybına neden olacak. Öyle bir tehlike var” diye konuştu.

Öldürücü fiyat

Diğer taraftan pandemi sonrası Çin’in çok agresif bir şekilde pazara girdiğine işaret eden Fatih Dursun, şu değerlendirmelerde bulundu: “Biz deride dünyanın önde gelen sektörlerindeniz. Ancak, Çin alternatif ürünler sunuyor. Çin çok çok ucuza, satıyor, yani rekabet edici değil, öldürücü fiyat diyebiliriz.

Mesela kürkün sunisini yapıyor, 300 dolarlık ürünü 50-70 dolara satıyor. Bizde 120 ise onlarda 100. Alternatif ürünlerle hem deri, hem de tekstil ürünlerinde ciddi daralma yaşanıyor. İhracat yaptığımız diğer ülkeler de ona ilgi göstermeye başladı. Avrupa ekonomilerinde yaşanan resesyonla birlikte bakıldığında Avrupa Birliği ve diğer ülkelere yaptığımız ihracatta yüzde 15 – 20 arası bir düşüşümüz var, ancak ciroda yakalıyoruz.”

İşçilik ve maliyet arttı

Sektörde işçilik maliyetlerinin de Avrupa ülkelerinin üstüne çıkmaya başladığını kaydeden Dursun, “İşçilikleri ve maliyet artışlarını da değerlendirirsek bunlar, ileriki dönemde sektöre etkileri olacak. İşçilik, şu anda ürettiğimiz ceketin yüzde 50-60’ını oluşturuyor.

Çin’de ise yüzde 20-30’lardadır. Bizim 100 dolara sattığımız bir ceketi onlar 80 dolara satabiliyor” yorumunu yaptı. İklim değişikliğinin de etkisiyle iç piyasa satışlarının da bir önceki yıla göre yüzde 30-35 azalış söz konusu olduğuna işaret eden Dursun, düşüşün nedenlerini şöyle açıkladı: “Çin faktörü, küresel ısınma ve artan maliyetler.”

İnce deri satışları kalını geçti

Dursun, “İhracat rakamlarımızda da ince mal satışlarımız, kalın ürün satışlarını geçmeye başladı. Sanayimiz de otomatikman buna adapte oluyor zaten. Daha ince, hafif ürünlere ağırlık veriyoruz.

Talep de o şekilde geliyor zaten. Ürün satışı ince mallarda yüzde 25 seviyesindeyken, şu anda yüzde 55-60’ları bulmaya başladı. Pazar değişiklikleri yaptıkça da bu oranlar değişebiliyor. Avrupa veya biraz daha Fransa İtalya, gibi ülkelerde daha ince ürün isteniyor. Biz 70 grama, 100 grama deri ceket satabiliyoruz. Bunun yanı sıra, yine eksi 20-18 derecelerde giyilebilecek ürünlerimiz de var” dedi.

Suudi Arabistan’a da satıyoruz

Sektör içerisinde deri konfeksiyonun ihracat fazlası verdiğini dile getiren Dursun, “İthalatımız yüzde 2-3 diyebiliriz. O yüzde 2-3’ün yüzde 50’si de yine bizim ürünlerimiz” dedi. Dursun, sektörün ciddi pazar araştırması yaptığı, her pazar ve şartlarının araştırıldığını belirterek, “Bizim ürün satabileceğimiz ülkeler daha çok Kuzey ülkeleri. Soğuk olan yerler. Ancak Suudi Arabistan’a, Kuveyt’e, Dubai’ye de ürün satabiliyoruz. Sonuçta o pazarlarda da bir turizm hareketliliği var. Bütün pazarları zorluyoruz” diye konuştu.

Suni bir endüstri yaratılıyor

Sürdürülebilirlik konusuna da değinen Fatih Dursun, dünyada pazar büyüklüğünün 350 milyar dolar olduğunu, ancak petrokimyaya dayalı suni ürünlerle sürdürülebilirliğin çok da bağdaşmadığına vurgu yaptı. Dursun, şöyle devam etti: “Deri çok çabuk doğaya karışabilen bir ürün. Yünü dahi değerlendiriliyor. Ancak petrokimya endüstrisine dayalı pvc gibi ürünlerin sürdürülebilir diye lanse edilmesini anlamak mümkün değil. Deri isminin deri olmayan ürünlerle beraber kullanılması da problem.

Böyle bir endüstri yaratılmaya çalışılıyor. Derinin belli bir maliyeti var, ancak PV ürün daha ucuz. En fazla deri kullanan bazı sanayiler, maliyeti düşürüp, karlılıklarını artırmak için bu ürünlere gidiyor. Bunlar tamamen maliyet ve kârlılık endeksli.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x